Facebook'ta Paylaş
 
 

Kronik İltihaplanma Biyokimyasallar İle Önlenebilir Mi?

Tıp dilinde enflamasyon da denilen kronik iltihaplanma aslında bağışıklık sisteminin, bir kesik veya virüs gibi dışarıdan gelen saldırılara verdiği yanıttır. Koşullar tedavi edildiğinde akut enflamasyon ortadan kalkar fakat kronik enflamasyon kolayca iyileşmediği için vücuda zarar verebilmektedir. Bu durum da uzun süreli enflamasyona yani kronik iltihaplanmaya yol açmaktadır. Bu şekilde vücudumuzdaki bağışıklık hücreleri, sağlıklı dokulara sürekli saldırarak kanser, diyabet, kalp hastalığı, kalp krizi ve hatta Alzheimer gibi durumlar ve diğer bazı hastalıklara sebep olmaktadır.

Vücuttaki yabancı maddelerin yutulmasından sorumlu hücreler olan makrofajlar, iltihaplanmada da önemli rol oynarlar. İrlanda’daki Trinity College Dublin liderliğindeki yeni araştırmalar sayesinde makrofajlarda iltihabi faktörlerin üretimini kapatabilecek daha önce bilinmeyen bir etkiye rastlanıldı.

Araştırmacılar, bu yeni keşfin enflamasyon ve enfeksiyon hakkındaki anlayışı geliştirdiğini ileri sürüyorlar.

Bu gelişmenin kalp rahatsızlıkları, romatizmal hastalıklar ve bağırsak hastalıkları gibi kanser ve diğer ölümcül hastalıklara sebebiyet verebilecek iltihaplı hastalıklar için yeni tedavilere yol açacağını umuyorlar.

Son keşifler, makrofajların glukozdan ürettiği itakonat olarak bilinen bir molekülle yakından ilişkilidir.

Daha önceki çalışmalar, molekülün makrofaj işlevini düzenlemeye yardımcı olduğunu göstermişti, fakat bunun tam olarak nasıl sağlanabileceği belirsizdi.

İnsan hücreleri ve fare modelleri kullanılarak, Luke O’Neill ve meslektaşları, ikinon üretiminin “makrofaj üzerindeki gizli bir anahtarın, iltihabın ısısını daha önce hiç görülmeyen bir şekilde soğutması” ile benzerliğini keşfetmişlerdir.

 

Enflamasyon ve Makrofajlar

Enflamasyon, vücuda zarar verebilecek bir şey tespit ettiğinde bağışıklık sistemi tarafından başlatılan bir dizi biyokimyasal yanıttır. Örneğin parmağımızda bir parça kıymık battığında bu durumu görebilir ve hissedebiliriz; Yara alanı şişer, kızarır, yanar ve ağrılı hale gelir.

Enflamasyon süreci ilerledikçe, farklı hücre grupları, bir dizi tepkiyi tetikleyen maddeleri serbest bırakırlar. Örneğin, kan damarlarının genişlemesine ve geçirgen hale gelmesine neden olurlar, böylece daha fazla kan ve savunma hücresi, yaralanma bölgesine ulaşabilir ve sinir mesajlarını sürekli beyne iletilemeyecek hale getirerek sinirleri tahriş eder.

Bununla birlikte bu güçlü savunma sistemi; bağışıklık sistemi, sağlıklı hücrelere ve dokulara yanlışlıkla saldırdığında da tetiklenebilir.

Bu, yıllarca süren enflamatuar (iltihaplı, ateşli) hastalıklara neden olur – bazen bir ömür boyu bile sürebilir.

Makrofajlar, enflamasyon dahil olmak üzere vücutta birçok önemli sürece dahil olan çeşitli hücrelerdir.

Makrofajlar (Yunanca: “büyük-yiyiciler”) dokularda bulunan patojenlerin, ölü gözelerin (hücrelerin), hücresel kalıntıların ve vücuttaki yabancı maddelerin yutulmasından sorumlu hücrelerdir. Makrofajlar doğuştan bağışıklık sisteminin bir bölümüdürler.

Bunlar da İlginizi Çekebilir