Facebook'ta Paylaş
 
 

Kalp Sağlığımızı Nasıl Korumalıyız?

Ne deriz hep? Kalpten sevdim, kalbim kadar yakın, yüreğimden hissettim. Hep böyle deriz değil mi? Kalbi hep dilimize getiririz, şekillere dökeriz. Bazen de defterimize çizeriz, sevdiğimiz isimlerle bir araya getiririz. Ama kalbimiz bizim için hiç durmadan çalışırken biz onun için ne yaparız? Biraz da buna bakmak lazım. Kalbimizi nasıl korumalıyız?

Artık kimse kolay kolay -hatta imkansız bile diyebiliriz- sinüzitten, bronşitten ölmüyor. Kimse, Yavuz Sultan Selim Han’ın çağında olduğu gibi şirpençeden hayata veda etmiyor. Ölümlerin yüzde 75’i damar problemleri, kalp problemleri ya da beyin nedeniyle oluyor, yani damarsal rahatsızlıklar. Yüzde 25’i ise kabaca söylersek kanserden. Bu yüzde 75’in de yüzde 50’si kalp. Demekki her 100 kişinin 50’si kalpten gidiyor.

Sağlığımızı etkileyen faktörlerden değiştiremeyeceklerimiz ve müdahalede bulunamayacaklarımız aşağıdaki gibi sıralanabilir:

  • Birinci sırada cinsiyet faktörü vardır. Erkekseniz kalp krizine yakalanma ihtimali daha fazla. Çünkü kadınları östrojen şemsiyesi koruyor. Menapozdan sonra kadınlarda bu risk ön plana çıkıyor ve ortalama 65 yaşından sonra erkek-kadın farkı sıfırlanıyor. Burdan çıkarılacak sonuç, erkekseniz kalp krizine yakalanma ihtimaliniz daha fazla olduğu için daha dikkatli olmalısınız.
  • Yaşlanmak önemli bir kalp krizi nedeni. Kalp de bütün organlar gibi yaşlandıkça arıza çıkarabiliyor. Ne yapalım, yaşlanmayıp ölelim mi? Tabii ki hayır, fakat yaşlanmamak da elde değil. O nedenle yaşlanmak da bizim değiştiremeyeceğimiz etkenler içinde yerini alıyor.
  • Genetik faktör. Ailenizde eğer kalp ve damar hastaları çoksa bu sizin de bu hastalıklara yakalanma ihtimalinizin yüksek olduğu anlamına gelir. 50 yaşından önce vefat etmiş bir anne, teyze veya halaya, 55 yaşından önce vefat etmiş bir babaya ya da amcaya sahipseniz bu risk daha yüksek. Dikkatli olun, ayağınızı denk alın.

 

Sağlığımızı etkileyen faktörlerden değiştirebileceklerimiz ise aşağıdaki gibidir, bunları düzene koyarsak kalp ve diğer hastalıklarımıza çözüm üretip kendimizi koruyabiliriz:

  • En tepede sigara var. Sigara içiyorsanız ben kalpten nasıl korunurum, ne yiyeyim, ne içeyim deme gibi bir lüksunuz yok. Hiç kafanızı yormayın, siz zaten ben kalbimi hasta edeceğim diye karar vermişsiniz. Yolunuza hayırlısıyla devam edin. Allah yardımcınız olsun 🙂 SİGARAYI BIRAKIN!
  • Kanda şeker yüksekliği ya da insülin direnci. Şekerin çok yüksek olması şart değil, hafif, orta, şeker hastası adayı olmanız bile yeter. Bu da kalp krizi adayı yapar sizi. Şekerinizi ayarlayabilirsiniz, insülin direncinizi yönetebilirsiniz. Yediğinize içtiğinize dikkat edin, şeker kullanmayı kesin demiyoruz daha az kullanın, azaltın.
  • Buraya kolestrolü yazabiliriz. Ama sadece kolestrolü suçlamayın. İyi kolestrol, kötü kolestrol dengenize bakabilirsiniz. Kolestrolü düşürmek en basiti, ilaçsız şekilde üstesinden gelebilirsiniz siz SİGARAYI BIRAKIN önce.
  • Hipertansiyon. Tansiyonunuz yüksekse düşürün, uzmanına danışarak ilaç kullanın, kilo verin, stresi azaltın, uykunuzu iyi alın bunun için de düzenli bir uyuma ve uyanma saati belirleyin ve ona hep uyun. Yani tansiyonla mücadeleyi ciddiye alın. Sonra da SİGARAYI BIRAKIN 🙂

 

Biz hep ne yesem ne içsem de paçayı kurtarsam metodunu uygulamaya çalışıyoruz. Yok öyle birşey. Öncelikle size zarar veren alışkanlıklarınızı bırakmanız gerekiyor.

Peki kalbi koruyan bir besin var mı? Omega 3 var. Omega 3 de en çok balıkta bulunuyor. Her gün balık yiyebilirsiniz, ama balıkçıların çoğu da kalpten gidiyor. Peki neden biliyor musunuz? Sigara içiyorlar çünkü. SİGARAYI BIRAKmadınız mı halen?

Anladığınızı düşündüğümüz üzere, mesele omega tüketmekle, şekeri azaltmakla, tuzu frenlemekle falan çözümlenmiyor. Avcunuzu açın, parmaklarınızı kapatıp açın ve bu hareketi bir saat boyunca hiç durmadan yapın bakalım ne olacak. Sadece basit bir kası çalıştırarak başınıza ne geliyor görün. Sonra kalbinizi düşünün bir de; kalbiniz bu hareketi hiç durmaksızın hem de 5 litre kanı pompalayacak şekilde yapıyor. Düşünün bakalım!

Bu kalbe siz nasıl yardımcı olmazsınız? Ona zarar vermeyin, o sizden birşey istemiyor. Tuz verme, şeker verme bana, sigarayla benim damarlarımı tıkama diyor.

“Gölge etme başka ihsan istemem.”

Kilolu bir kişinin, daha doğrusu göbekli bir kişinin kalp krizi geçirme riski normal bir insana göre daha fazladır. Ayrıca göbekte oluşan yağlanma insülin direncinizi de olumsuz etkiliyor.

Sigarayı bırakın, alkollü içecek tüketmeyin, kilonuza dikkat edin, stresten kaçınmaya çalışın, sakin olun, şeker kullanımını abartmayın, tansiyonunuza dikkat edin, çok uzun süre hareketsi kalmayın, beslenirken protein-karbonhidrat-yağ dengesine dikkat edin, kendinize ve çevrenize sevgiyle yaklaşın ve ümitsizliğe kapılmayın.

Bitmemiş ömrün her kapısında bir umut kapısı vardır. İş ki biz o kapıyı açmak için mücadele edelim. Ümitsizlik bize haram kılınmıştır. “Allah’ın Rahmeti’nden ümit kesmeyin” diye emredilmiştir.

Bunlar da İlginizi Çekebilir