Sağlık.Cc-En güvenilir sağlık rehberiniz


Mide Ağrısına Ne İyi Gelir?

Günümüzde sağlıklı beslenmeyen pek çok kişi mide ağrısından şikayetci. Prof. Dr. Mustafa Taşkın yaptığımız yanlışları ve ağrılarla nasıl başa çıkılacağını anlattı.
Sürekli mide ağrısından şikayet ediyor, ülseriniz olduğundan mı şüpheleniyorsunuz? Çoğu insan gibi sizin de midenizde değil, 12 parmak bağırsağında ülseriniz olabilir. Genel cerrah Prof. Dr. Mustafa Taşkın, mide ülserinin tok, 12 parmak bağırsağı ülserinin ise açken ağrı yaptığını söylüyor ve ekliyor, “Sarımsak, soğan ve sütü az tüketin. Bunlar midenin baş düşmanıdır.”

¯     Neden midemiz ağırır?
Düşünün, mide yıkanmış yıkanmamış her şeyi içine alıyor. Mide öyle bir organ ki hem yediklerimizi ayırıyor hem de ayırdıklarını öğütütüyor. Dolayısıyla, dışardaki ajanlarla bu kadar muhatap olan bir organın tabii ki hastalıkları çok olur.

¯     Mideye farkında olmadan nasıl zarar veriyoruz?
Bunların başında sıcak şeyler yemek geliyor. Oysa biz, sıcak şeylerin mideye iyi geldiğini düşünür, soğuk gıdalardan kaçınırız. Halkın en büyük yanlışlarından birisi bu. Sıcak vücudun düşmanıdır çünkü sıcak kanlanmayı arttırır. Bu da dolaşımı bozar ve vücutta ödem oluşturur. Örneğin, ülserli bir hasta çok sıcak yediği zaman ödeminini artırmış olur. Mesela Japonlar’da ve Çinliler’de yemek borusu ve mide kanseri daha çok görülüyor. Çünkü çok sıcak yiyorlar.
Oysa dondurma ya da benzeri soğuk şeyler yediğimizde “midemi üşüttüm” deriz.
Bu tamamen yanlış, soğuk mideye zarar vermez. Yediklerinizin ılık veya soğuk olmasına özen göstermelisiniz.

¯     Kimi ülserden, kimisi de gastritten yakınır. Ülserle gastrit arasındaki fark nedir?
Ülser midenin ya da 12 parmak bağırsağının herhangi bir yerinde “mukoza” dediğimiz, yani midenin ya da bağırsağın içini örten örtünün zarar görmesidir. Orada mukoza zarar gördüğü için yoktur artık; ülseri ağzınızda çıkan aft gibi düşünün. Bu gelip geçici bir yara da olabilir, arada sırada da oluşabilir. Gastrit öyle değildir, gastrit mukozanın iltihaplanmasıdır.  Mukoza yerindedir ama sulanmış bir yara gibidir, yani iltihaplıdır.

¯     Peki ülser ve gastritin oluşmasında stresin etkisi var mı?
Eskiden “Stres eşittir ülser”deniliyordu. Bunun sebebi stresli olan insanlarda mide asitinin çok salgılanmasıdır. Bu bir nebze doğru olsa da, yanlış bilinen bir şey var: stresli insanlarda mide ülseri değil, 12 parmak bağırsağı ülseri olur. Midesi sapasağlamdır. Sakin, içine kapanık insanlarda mide ülseri çok daha sık görülür.

¯     Mide ve bağırsak ülserinde şikayetler aynı mıdır, hangi ülsere yakalandığımızı nasıl anlayacağız?
Birisi tokluk, diğeri açlık ağrısı yapar. 12 parmak bağırsağı ülserinde korkunç açlık ağrıları olur. Ama mide ülseri varsa, tam tersine yemek yenildiği zaman ağrılar başlar, tokluk ağrısı. Mide ülseri olanlar bir şey yemedikleri sürece çok daha rahattır.

¯     Çoğu kişi açlığın ağrıyı tetiklediğini zannediyor…
Mide ülseri fakiri, yani açlığı12 parmak ülseri ise zengini, yani tokluğu sever.

¯     Peki ya kıvrandıran gaz sancıları, onlar nasıl oluşuyor?
Gaz, bağırsaklar kasıldığında, bir yerden bir yere geçerken ağrı yapar. Konuşurken, yemek yerken içimize bir miktar gaz girer. Sonra geğirerek bir kısmını çıkartırız; bir kısmı da aşağı, anüse kadar gider. Bazı insanlar konuşup, yemek yerken çok gaz yutar… Bazılarında da bakterilere bağlı olarak kalın bağırsaklarında gaz oluşur. Gaz ağrısı bazen doğum sancısı gibidir, aralıklı olarak gelir gider.

¯     Diyelim, gün ortasında aniden midemiz ağrımaya başladı ya da gaz sancımız tuttu. O anda ne yapmalıyız?
En doğrusu bir bardak ılık su içip, rahat bir pozisyon almak. Çünkü bu bir safrakesesi ağrısı da olabilir, karın ağrısı da. Bir şey yemek mideyi de, safrakesesini de yoracaktır. Ilık su gazınızı da dağıtacağından hepsine iyi gelir.

¯     Bağırsaklarınının düzenli çalışmamasından şikayet eder insanlar. Normal düzeni ne olmalıdır?
İnsanlar her gün büyük abdeste çıkmak istiyor. Çıkabilir de, çıkmayabilir de… Herkesin bağırsak yapısı ve biyolojik ritmi aynı değildir. Kiminin daha uzun ve daha kalındır bağırsağı. Posanın çıkabilmesi için daha uzun zamana ihtiyaç vardır. Bazı insan günde iki defa, bazısı da iki günde bir çıkar büyük abdestine. Bu, o insanın bağırsağı çalışmıyor demek değildir. Yani “bir insan her gün büyük abdeste çıkmalıdır”, diye bir kaide yok. Ancak sizi rahatsız eden sancı, kusma gibi bir durum varsa doktora başvurulmalıdır.

¯     Beslenme alışkanlıkları da bağırsakları tembelliğe iter mi?
Tabii, kesinlikle… Mesela şişmanlar çok yemek yedikleri için zaman içinde bağırsakları genişler. O kadar genişler ki ancak üç günde bir tuvalete çıkarlar. Posalı yiyecek tüketmeyenler de öyledir. Mesela köylülerin böyle bir sorunu yoktur çünkü hep doğal sebze, meyve ve dolayısıyla posalı yiyeceklerle beslenirler. Şehirlerde yaşayan insanlar sürekli ayak üstü hazır yiyecek ve sıvı şeylerle beslendikleri için zorluk çekerler.

¯     Kayısı, incir, kuru erik gibi meyvelerin bağırsağı çalıştırdığı bilinir. Bunları yemenin gerçekten yararı var mı?
Kayısı ve incir potasyum bakımından çok zengindir. Bağırsak hareketlerine de potasyum çok iyi gelir. Ama bir insanın vücuttaki potasyum seviyesi normalse, ekstra kayısı, incir yemenin anlamı yok. Sağlıklı bir vücut potasyum fazlasını hemen atacaktır.

¯     Peki ya vitamin ve mineralleri? “Vitamin depoluyorum” derken kendimizi mi kandırıyoruz?
Normal beslenen herkesin potasyum, protein, vitamin vb. değerleri normaldir. Siz isterseniz her gün C vitamini alın, vücudun alacağı miktar bellidir. Örneğin, sigarayı bırakamayanlar durmadan portakal suyu içiyor. C vitamini dokulara iyi geliyor diye, sigaranın verdiği zararı nötürleştiriyor kendince. C vitamini eksiği yok ki, yararı olsun…

¯     Hangi besinler midenin düşmanıdır? Ne yiyip, ne içmeliyiz?
Eskiden, mide ağrısı şikayetiyle bir hekime gidildiğinde, hemen süt tavsiye edilirdi. Oysa süt ülseri azdırır. Biz 15 yıldır ülseri olan hastalara süt vermiyoruz. Süt, gaz yapıcı bir elemandır. Midenin diğer iki düşmanı ise sarımsak ve soğandır. Ayrıca sindirimi zor olan tüm çiğ gıdalar… Sigara ve mayalı içkiler de mideye iyi gelmez.

¯     Acı yemek mideye zararlı mı?
Acının ülser üzerinde büyük bir etkisi yok. Soğan sarımsağın yanında acının lafı bile olmaz. Örneğin acı biber çiğ yenirse, sindirimi zor olduğundan ağrı yapabilir. Ama yemeğin içersinde yoğrulmuş bir acı zarar vermez.

¯     Tüm çiğ sebze ve meyveler ağrı yapar mı?
Hayır, sadece kabuğuyla birlikte sindirimi zor olan, çok asit salgılayan meyve ve sebzeler. Mideniz sağlam değilse kabuksuz yiyin yiyecekleri. Ama ülserli insanın her zaman ağrısı yoktur. Yani ülser bir yerde yerleşen ve kalan bir hastalık değil. Ülser aft gibidir demiştik. Kapanır ama yeniden oluşabilir. Hastalara sorarsanız “10 yıldır ülserim var” der. Öyle bir şey olmaz, o zaman ne ağrıdan durabilirsiniz, ne de istediğinizi yiyip içebilirsiniz.

¯     Mevsim değişikliklerinde mide şikayetlerinin artması doğal mı?
Doğal çünkü gıdalar değişiyor. Bir de bahar ve yaz aylarında insanın uyku düzeni de değişiyor. Daha geç saatlerde yatıyor kışa göre, daha çok yiyip içiyor. Bunlar da mide rahatsızlıklarının artmasına neden oluyor.

Testis Ağrısı (Epididimit)

Epididimit testis ağrısı

Epididim testisler üzerinde yer alan ve testislerde yapılan spermin olgunlaşması, depolanması ve taşınmasında rol oynayan yapılardır. Epididim testisler üzerinde yer alan ve testislerde yapılan spermin olgunlaşması, depolanması ve taşınmasında rol oynayan yapılardır.

Erkeklerde skrotum (torbaların) ağrılarının en fazla nedeni epididim iltihaplanması sonucu oluşan epididimitlerdir. Akut epididimitlerde şişlik ve ağrı daha şiddetlidir. 6 haftadan fazla sürüyor ise kronik epididimit olarak adlandırılır.

√ epididimit belirtileri :
Skrotum (torbalar) şiş ve ağrılıdır. Bu şişlik ve ağrı hafif olabileceği gibi çok şiddetli de olabilir. Bazen hastalar ağrı nedeni ile yürümekte dahi zorlanırlar.ağır enfeksiyonlarda hastalık diğer testise de yayılabilir.Bu durumlarda ateş ve abse oluşumu da görülebilir. Ayrıca barsak hareketleri ile testislerde ağrı, ağrılı işeme veya boşalma, semen sıvısında kan görülmesi gibi belirtileri de olabilir.

√ epididimit nedenleri :
Epididimit genellikle üriner sistem enfeksiyonları, klamidya ve bel soğukluğu gibi cinsel yolla bulaşan hastalıklar, prostatitler sonucu bulaşan bakterilerle oluşurlar. Çok eşli erkeklerde ve kondom kullanmayanlarda görülme riski artmaktadır. İdrar yolları ve üreme sistemi ile ilgili ameliyat geçirmiş hastalarda veya darlık bulunan hastalarda da risk artmıştır.

√ Önlem :
Cinsel ilişki esnasında prezervatif kullanımı ve cinsel yolla bulaşan hastalıkların erken tanı ve tedavisi epididimitlerin oluşumunu önlemede en etkin yoldur.

√ epididimit tanısı :
Doktor tarafından yapılacak fiziksel muayene, idrar tetkiki ve bazen ultrason ile tanı konulur.

√ epididimit tedavisi :
Tedavide antibiyotikler genellikle cinsel eşlerle birlikte kullanılır. Antienflamatuar ilaçlar, yatak istirahati, skrotum askısı, lokal soğuk uygulanması ağrının giderilmesinde faydalı olabilir

Kaynakça; Draligus

Kızlık Zarı Nedir

Kızlık zarı nedir?

Kızlık zarı doğa tarafından vajenin giriş kısmına yerleştirilmiş olan ve kesin görevi bilinmeyen bir dokudur,bazı bilim adamları adet görünceye kadar vajeni ve rahmi dışarıdan gelebilecek mikroplara karşı koruyan bir oluşum olarak,bazılarıda sadece bir doku kalıntısı olarak değerlendirirler.

Yapısı nedir?

Kızlık zarı ,mukoza dediğimiz ağız içi yapısına benzeyen bir yapıya sahiptir.

Herkesde kızlık zarı varmıdır?

Bazı kadınlarımızda doğuştan bulunmayabilir.

Kızlık zarı nerededir?

Kızlık zarı vajina (dölyolu) girişinde yaklaşık 1-2 cm. içeridedir.

Herkesin kızlık zarı aynı mıdır?

Hayır, kadından kadına çok büyük farklılıklar gösterebilmekle beraber belli başlı altı-yedi çeşide ayırabiliriz. Bunlar;

Kızlık zarı ilişki dışında ne zaman yırtılır?

-İlişki dışında nadir olarak bazen uzakdoğu sporu ,jimnastik gibi aktif ve normalin dışında bacak açma hareketi yapanlarda,kaza ve bazen düşmelerde yırtılabilir.

Yırtılan kızlık zarı sonra tekrar iyileşirmi?Kapanırmı?

-Hayır,farklı bir yapıya sahip olan kızlık zarının yırtılan kısımları hiç bir zaman kendiliğinden tekrar birleşmez.

Masturbasyon yaparken yırtılabilirmi?

-Eğer içinize bir şey sokmadan sadece sürtünme yoluyla masturbasyon yapıyorsanız  yırtılmaz.

Kızlık zarı parmak girmesinden zarar görür mü?

-Bu kızlık zarının tipine bağlıdır,bazı kızlık zarına hiç bir şey olmayacağı gibi,bazıları da yırtılabilir.

İlk ilişkide çok acı verirmi?

-Genelde bu sizin partnerinizle ne kadar uyum içinde olduğunuza ve kızlık zarının tipinede bağlı olmakla beraber yavaş hareket edilecek olursa fazla bir acı vermez.

Ya yırtılmazsa?

-Yırtılmazsa bir jinekolog tarafından uyuşturularak size hiç bir acı verilmeden açılabilir.

İlk ilişkide kızlık zarının acısından çok korkuyorum,ne yapabilirim?

-Eşinizle anlaşarak bir jinekoloğa giderseniz, o kızlık zarınızı uyuştururarak size hiç bir şey hissettirmeden açabilir.

Çok kanarmı ?

-Hayır,pembe renkli (vajen salgıları ile karıştığı için kanın rengi açılır)  bir kaç damla kan gelebilir.

Ya kanama durmazsa?

-Çok kalın kızlık zarlarında bazen olabilmektedir, doktora müracaat ederseniz o gerekli müdahaleyi yaparak kanamayı durduracaktır.

Kızlık zarı tamir edilir mi ? dikilir mi?

-Evet,kızlık zarı dikilir.

Kızlık zarını kim diker veya dikebilir ?

-Kızlık zarını sadece bir kadın doğum uzmanı diker.

Dikilen bir kızlık zarı yüzde yüz kanarmı?

-Evet,eğer bu işin uzmanıtarafından dikilmişse dikilen bir zar yüzde yüz kanar.

Dikilen bir kızlık zarının dikildiği   ilişkiye gireceğim kişi  tarafından anlaşılırmı?

-Kesinlikle hayır,sadece kadın doğum uzmanları veya adli tıp uzmanları bunu anlayabilir

Kızlık zarı dikilmesi için ilişki sayısının veya ne kadar süredir ilişkiye girildiğinin önemi varmıdır?

-Hayır yoktur,çocuk doğurmuş kadınlarda dahi bu kızlık zarı tamir edilir.

Kızlık zarı dikişi acırmı? ne kadar sürer?nasıl bir ameliyattır?

-Hayır acımaz, siz uyutularak veya o bölge uyuşturularak yapılır,10 ila 30 dakika arasında sürer,operasyondan sonra rahatlıkla yürüyebilir veya çalışabilirsiniz.Hiç kimse sizin böyle bir operasyon geçirdiğinizi anlamaz.

Kızlık zarı ilişkiden ne kadar zaman önce dikilmelidir?

Bu kızlık zarınızın tipine ve hekiminizin yapacağı ameliyata bağlıdır, bazen bir kaç ay evvel,bazen bir kaç gün evvel bazende bir yıl önce dikmek gerekir.

Dikildikten sonra nelere dikkat etmek gerekir? Duş vesaire gibi şeyler zararlımıdır?

Özel bir şey gerektirmez ilk bir kaç gün hekiminizin önerilerine uymak gerekir, rahatlıkla bir kaç gün sonra duş alabilirsiniz.

Kızlık zarımı kendim kontrol edebilirmiyim?

-Hayır ,uygun pozisyonu aldığınızda ayna yardımı ile sadece görebilirsiniz fakat tıbbi bilginiz yetersiz olduğu için hiçbir yorum yapamazsınız.

Kim kontrol edebilir?

-Sadece bir kadın doğum uzmanı bu konuda size yardımcı olacabilecektir.

Kontrol sırasında acırmı? veya zarar gelebilirmi?

-Hiç bir acı hissetmeyeceğiniz gibi, hiç bir zararda gelmeyecektir. Bu konuda bir şüpheniz veya sıkıntınız varsa  muayeneye gidiniz.Kimse bu konuda muayene olmanızı garip karşılamayacaktır.

cribriformis kızlık zarı,

yani DELİKLİ veya ELEK TARZINDA KIZLIK ZARI,

bu tip kızlık zarlarının ilişki esnasında yırtılması biraz daha fazla acılı ve zordur.


semilunar kızlık zarı,

yani YARIM HALKA veya  ESNEK ZAR olarak bilinen bilinen kızlık zarı.

Zarın dıştan içe kalınlığı fazla olmadığı için genelde ilişki sırasında yırtılmaz.

Ancak doğum sırasında yırtılır.


annuler kızlık zarı

yani HALKA ŞEKLİNDE KIZLIKZARI…en sık rastlananıdır.


septalı kızlık zarı,

yani PERDELİ  veya  BÖLMELİ KIZLIK ZARI


fimbriatus kızlık zarı,

yani SAÇAKLI AÇIKLIĞI OLAN KIZLIK ZARI


carnosus kızlık zarı,

yani ETLİ KIZLIK ZARI ( kalınlığı fazla olan)

bu kızlık zarı da ilişkide kolay kolay yırtılmayan ,bazen bizim ufak bir cerrahi müdehale

yapmamızı gerektiren ,bazende kanaması çok fazla olabilen tipte kızlık zarıdır


imperfore kızlık zarı,

yani KAPALI KIZLIK ZARI,

bu zarda hiç bir açıklık bulunmamaktadır.

ilk adet görmeyle beraber problem başlayacak,adet kanı dışarı akamayacağı için şiddetli bir   ağrı şikayeti olacak ve sonuçta bu zar üzerinde adet kanının dışarı akmasını sağlayacak   kadar bazı delikler hekim tarafından açılacak ve kişi rahatlayacaktır. Bu yapılan işlem kişinin  cinsel  ilişkide kanamasına mani olmaz.

Kaynakça : Mutlu İnsan

Andropoz Nedir?

Androjen eksikliğini tanımlamak için değişik terimler sunulmuştur. “Viril klimacterium” yada “Andropoz” gibi terimler, kadınlarda östrojen seviyelerindeki azalmayla meydana gelen menopozla bir analoji olarak kullanılmaktadır. Oysa andropozun “Erkek menopozu” olarak adlandırılmasının yanlış olduğu bilinmektedir.

Gerçekten de menopoz ve andropoz arasında ciddi farklar vardır. Menopoz 1-2 yıl içinde hızla başlarken, andropoz yıllar içinde yavaş yavaş ortaya çıkar. Menopozda östrojen hormonu tamamen kaybedilirken andropozda testosteron eksikliği sadece belli bir dereceye kadar olmaktadır. Menopoz tüm kadınları etkiler oysa andropoz erkeklerin yaklaşık %25-30′unda meydana gelir. Bu ve bunun gibi farklar andropozun kendi içinde bir tanımı olmaya zorlamıştır.

Şu anda “PADAM” (partial androgen deficit in aging men) – yaşlanan erkeklerde ortaya çıkan kısmi androjen eksikliği terimi oldukça ilgi görmektedir.

“Geç başlangıçlı hipogonadizm” de sık kullanılan terimlerden biridir.

Hormon seviyelerindeki değişiklikler çeşitli semptomlarla ortaya çıkar. Aslında bu şikayetler, ilerleyen yaşla birlikte ortaya çıkan genel şikayetlere son derece benzer. Kemik ve kas kütlesinin kaybı, vücut kıllarında azalma, düşük hemoglobin seviyeleri, yağ kütlesinde artış, fiziksel, cinsel ve bilişsel fonksiyonlarda bozulmalar bu şikayetler arasındadır.

Son yıllarda androjen yerine koyma tedavisi konusunda çeşitli araştırmalar yoğun şekilde yapılmaya başlandı. Bu tedavilerde amaç hem kemik erimesi, kas atrofisi ve düşük hemoglobin seviyeleri gibi klinik belirtileri tedavi etmek, hem de aşırı terleme, cinsel istek kaybı, motivasyon kaybı, zihinsel ve bilişsel güçlerde azalma gibi hayat kalitesini düşüren belirtileri azaltmaktır.

Cinsel alışkanlıklar maymunlardan mı geliyor?

İşte bu sorunun cevabını arayan ‘Seks, İnsan ve Evrim’ isimli kitap; insan cinselliğini, tarihi ve hayvansal kökenleriyle inceliyor. Kitap, maymunların da eşlerini aldattığına ve bunu da gizli gizli yapmaya çalıştıklarına dikkat çekiyor.

Grip aşısı hakkında bilinmesi gerekenler

Gripten korunmanın en etkili yolu aşı olmak. Suadiye Memorial Tıp Merkezi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. İlkay Keskinel, “Grip ve grip aşısı” hakkında bilgi verdi.
Havaların soğuması ile birlikte grip mevsiminin gelmesinin en büyük işaretlerinden biri de bu. Gripten korunmanın en etkili yolu ise aşı olmak. Suadiye Memorial Tıp Merkezi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. İlkay Keskinel, “Grip ve grip aşısı” hakkında bilgi verdi.
Ortak kullanılan eşyalar gribin hızla bulaşmasına neden oluyor
Grip, çoğunlukla sonbahar ve kış aylarında görülür. Hastalığı taşıyan kişilerin öksürmesi ya da hapşırması ile havaya yayılan damlacıklarla ve doğrudan temasla bulaşır. Kapı kolları, bilgisayar klavyeleri, Telefon lar gibi ortak kullanılabilecek eşyalar bulaşmaya neden olabilir. Belirtileri arasında ateş, boğaz ağrısı, burun akıntısı, hapşırık, öksürük, baş ağrısı, kaslarda ve eklemlerde ağrı ve halsizlik sayılabilir. Genellikle 1-2 hafta içinde iyileşme görülür. Ancak yaşlılarda, diyabetlilerde, altta yatan böbreğe, kalbe ya da solunum sistemine ait kronik hastalığı olan kişilerde daha ağır seyredebilir. Bunun yanında zatürre gibi hastalıklara da zemin hazırlayabilir.
Sık sık ellerinizi yıkayın
Grip, bir virüs hastalığı olduğundan Antibiyotik tedavisine yanıt vermez. Hastalara bol Sıvı almaları, yatak istirahati ve belirtilere yönelik ilaçlar önerilir. Virüse yönelik ilaçlar erken dönemde faydalıdır.
Gripten korunmada gripli kişilerle temastan kaçınılması, ellerin sık sık yıkanması (örn. tokalaşma sonrası), kapalı kalabalık ortamlardan kaçınılması ve grip aşısı önerilebilir. Grip virüsü sürekli tip değiştiren bir virüs olduğundan Dünya Sağlık Örgütü her yıl o sene sık görülen virüs tiplerini belirlemekte ve aşı buna göre hazırlanmaktadır. Aşı, 3 tip ölü virüs içermektedir. Uygulandıktan sonra etkisinin ortaya çıkması 10-15 Gün kadar bir süre almaktadır. Bu nedenle sonbahar başlarında yapılması önerilmektedir. Tüm kış boyunca yapılmasının bir sakıncası yoktur, erken yapılmasının nedeni, bağışıklığın bir an önce başlamasının sağlanmasıdır. Bu arada, çoğunlukla koruyucu olsa da grip aşısı yapılması, kişinin o yıl asla grip olmayacağı anlamına gelmez. Aşının koruyuculuğu, yüzde 60-80 arasında değişmektedir. Ayrıca grip aşısı gribe benzer diğer hastalıklardan (nezle gibi) korumamaktadır.
6 ay-3 yaş arası çocuklara grip aşısı yarım doz, 3 yaş üstüne tam doz olarak uygulanır. İlk defa aşılanan 8 yaş altındaki çocuklara 1 Ay ara ile 2 kez aşı yapılmalıdır.
Yaşlılar ve çocuklar mutlaka grip aşısı yaptırmalı
65 yaşın üzerindekiler, bazı akciğer hastalığı olanlar (astım, kronik bronşit gibi), kronik kalp ve damar hastaları, şeker hastaları, kan hastalığı olanlar, bağışıklığı baskılanmış kişiler (uzun süreli kortizon kullanımı, AIDS, Kanser tedavisi görenler gibi) grip aşısı yaptırmalıdır. Ayrıca, bakım/huzur evlerinde kalanların, burada çalışan personelin ve sağlık çalışanlarının da grip aşısı yaptırması uygun olabilir.
6 aydan küçük bebeğinize grip aşısı yaptırmayın
Aşı, tavuk yumurtasında hazırlandığından yumurta Alerjisi olanlara, aşının içeriğine alerjisi bulunanlara, Guillain-Barré Sendromu adı verilen nörolojik bir hastalığı olanlara ve 6 aydan küçük bebeklere uygulanmamalıdır. Grup aşısı yapılacağı zaman ateşli bir hastalık geçirmekte olanların da, rahatsızlıkları düzelene kadar aşıyı ertelemesi önerilmektedir.
Grip aşısının yan etkisi var mıdır?
Grip aşısı Canlı olmayan virüs içerdiğinden aşıya bağlı olarak grip geçirmek mümkün değildir. Ancak, aşıya bağlı hafif yan etkiler görülebilir. Bu yan etkiler arasında,
- Aşı yapılan bölgede ağrı, kızarıklık ya da şişme,
- Kas ağrıları,
- Kırgınlık hissi,
- Hafif ateş sayılabilir.
Nadiren, özellikle yumurta alerjisi olanlarda, ciddi Alerjik reaksiyon görülme riski vardır.

Lida’nın yan etkileri var mıdır?

Lidanın görülen en belirgin yan etkileri,
*Baş ağrısı
*Ağız kuruluğu
*Mide Bulanması
*Kalbin aritmisinin artması
*Uykusuzluk
*Aşırı Sinirlilik
*Kabızlık
Bu güne kadar belirlenen yan etkileri bunlar olup genelde nadir olarak ortaya çıkmaktadırlar.
Özellikle kilosu az olan kişilerde bu etkiler daha fazla görülmekte olup genelde ilk 3 gün bunlar yaşanabilir. Metobolizma kapsüllere alışınca bu yan etkiler görülmemektedir.

Lütfen dikkat
Her urunde oldugu gibi Lida yan etkiler dogurabilir diye dusunuyor olabilirsiniz. Ancak yukarida anlattigimiz sekilde kullanilan Lida herhangi bir yan etki yapmamaktadir. Ancak yinede Lida kullanimina baslanmadan once eger saglik sorunlariniz var ise ya da bir ilac kullanicisiysaniz doktorunuza danismada fayda olacaktir.

Dağınık Masa Sendromu

Dağınık Masa Sendromu

Üzeri evrak yığılı, dağınık masalarda uzun saatler boyunca çalışmak, kişilerin ruhunda derin yaralar açıyormuş. Bilim adamları, evrak yığılı ve dağınık masaların, çalışanları hasta ettiğini keşfetti. Bilgisayar monitörleri üreten NEC-Mitsubishi adlı grup tarafından yaptırılan araştırma sonuçlarının, yeni bir rahatsızlığın varlığına işaret ettiği ve milyonlarca çalışanın bu durumdan etkilendiğini ortaya koyduğu kaydedildi. Ofis çalışanlarında görülen bu rahatsızlığı, dağınık masa sendromu olarak adlandıran bilim adamları, uzun çalışma saatleri, karmaşık masa düzeni ve işlerin kötü gitmesinin çok sayıda kişinin ruhunda derin yaralar açtığını ifade etti.

TATİL YAPARSAN GEÇER!

Araştırma, düzenli tatiller ve kişinin masa düzenini kendine göre ayarlamasının, hastalığın ortaya çıkması ihtimalini azaltabileceğini de ortaya koydu. 2 bin kişinin katıldığı ankette katılımcıların yüzde 67 si, iki yıl öncesine göre daha çok masabaşında olduklarını söyledi. Bu kişilerin yüzde 40 ı da günlerini geçirdikleri masanın dağınıklığından şikayetçi oldu.

Ankete katılanların yüzde 35 i sırt ve boyun ağrılarından şikayet ederken, bunu da masalarında rahatsız pozisyonda oturmalarına bağladı. NEC-Mitsubishi, Open Ergonomics adlı bir başka firmayla iş birliği yaparak, bu sendroma yakalananlara yönelik bir rehber hazırladı.

Böyle kurtulun

Dağınık masa sendromuna karşı öneriler şöyle:

- Masanıza özel bir eşya yerleştirin

- Stresi azaltmak için masa düzenine daha çok dikkat edin.

- Sırt ağrılarına karşı sürekli dik oturmaya özen gösterin.

- Masa başında beş dakikanızı esneme hareketlerine ayırın.

- Konsantrasyonu ve genel sağlık durumunu iyileştirmek ve iş arkadaşlarınızla iletişiminizi güçlendirmek için düzenli aralıklarla masadan uzaklaşın.

- Masanızda, iş dışındaki hayatınızı hatırlatacak nitelikte size özgü bir nesne bulunsun.

- Masa başında çalışırken enerjinizin düşmemesi için bol su için ve ortamın fazla ısıtılmamasına dikkat edin.

Kronik Glomerulonefrit ve Diyet

Bu hastalıkta böbrek dokusunda harabiyet olmuştur. Glomerolonefrit gibi böbrek hastalıklarının ilerlemesi sonucu olabilir. İdrarla fazla potasyum atılması sebebiyle hipopotasemi gelişebilir.
Vücutta toksik maddelerin birikmesine yol açar. Bunlarda kardiyovasküler
bozukluklara yol açar. Örneğin; perikardit gibi.
Fosfat iyonları yeterince atılamaz. Plazma fosfat düzeyi yükselir. Kalsiyumun bağırsaktan emilimi azalır. Kemik değişiklikleri ortaya çıkar. Anemi gelişir. Üremik, toksinlere bağlı olarak sinir sistemi bozuklukları ortaya çıkabilir. İştahsızlık, bulantı, kusma, ağızda ülserasyonlar oluşabilir.
Diyet Tedavisi:
Her hastada ayrı ayrı olmak üzere klinik değerlendirme yapılmalıdır. Başlıca iki ana grubun ayarlanması yapılmalıdır.
Bunlar;
- Sıvı alımının ayarlanması,
- Günlük yeterli besin öğelerinin solüt yükünü arttırmadan verilmeye çalışılmasıdır.
 Akut glomerulonefritte kısa süreli olan sıvı ayarlanması, bu hastalıkta uzun süreli yapılmalıdır.
 Tuz ayarlanması, idrarla çıkardığı tuz oranına göre yapılır. Ödem olduğu zaman tuz kısıtlanması yapılması gerekmektedir.
 Protein, karbonhidrat ve yağ alımı dengelenmelidir. Proteinler solüt yükünü artırabileceğinden, ancak kendi yapı taşlarını yıkmaması için, minumum gereksinimi kadar verilmelidir.
Yukarıda belirtildiği hususlara dikkat edilerek fosfat kısıtlaması yapılmaktadır ancak elzem mineraller ve diğer öğeler verilmelidir

Kadınlar neden daha fazla ağlar?

İnsanda ağlamaya neden olan hormonların kadınlarda daha fazla olduğunu ve kadınların psikolojik olarak erkeklere oranla ağlamaya daha yatkın olduklarını , ağlamanın erkekler tarafından zayıflık belirtisi olarak algılanmasının yanlış olduğunu vurguladı.

Ağlama alışkanlığının kazanılmasında içinde yaşanılan kültürün önemli ölçüde etkili olduğunu ifade eden Çağlayan, şöyle devam etti: “Yapılan bir dizi araştırmalar, kadınların erkeklere oranla daha fazla ağladığını ortaya koyuyor. Bizim kültürümüzde, erkeklerin ağlaması zayıflık olarak nitelendiriliyor. Ancak, ağlamanın yukarıda sıraladığımız faydaları göz önünde bulundurularak, erkekler de kadınlar kadar ağlamalıdır.

Eğer erkekler de ağlamayı becerebilselerdi, kadınlara yönelik şiddet davranışları büyük ölçüde engellenebilirdi.

Yaşadığı psikolojik sorunları dışa vuramayan erkek, zaman zaman içinde hapsettiği duygularını kadınlara şiddet şeklinde ortaya çıkarabiliyorlar.”